Tarih ile başırmak

Dostlar yakın tarihimizi ilgilendiren iki önemli anlaşma var:

MONDROS: BİR İHANETTİ / MONDROS ÇARESİZLİĞİMİZDİ
LOZAN: LOZAN BİR ZAFERDİ… / LOZAN BİR İHANETTİ

Şimdi bir senaryo düşünelim:

Osmanlı devletini sizin kardeşiniz yönetiyor… Kardeşinizin tüm askerleri ve bakanları kardeşinizi esir almış, istediklerini yaptırıyorlar ve ülkeyi savaşa sokmuşlar.

Pek çok ülke ile savaşıldığı için her cephede yanlış siyasi kararların etkisi ile ülkeniz yenilmiş.
Bu esnada kardeşiniz ölmüş ve SİZİ padişah yapmışlar. Savaş devam ediyor.
Düşmanlar halen ilerlemekteler. Askerinize ve bürokratlarınıza da hakim değilsiniz, hakim olmanızın imkanı da yok.
Omuzlarınızda büyük bir yük var. Eğer savaşı sürdürürseniz askerleriniz ve halkınız savaşta galipler tarafından öldürülecekler.
Bürokratlarınızın telkini ile barış görüşmeleri yapmak istiyorsunuz. Masaya oturuyorsunuz. Bu masada galipler size istediklerini dikte ettirirler. Sizin kabul etmekten başka bir seçeneğiniz yok. Kabul etmezseniz, savaşa devam eder, hepinizi yok ederiz diye bir tehdit var.

Mondros Mütarekesi dediğimiz ateşkes anlaşması böyle bir zamanda imzalanır.
MONDROS ateşkes anlaşmasını Atatürk’ün çok yakın arkadaşı RAUF ORBAY yönetimindeki bir heyet yapmıştır. Rauf Orbay anlaşmayı imzalamak zorunda kalmıştır.. Rauf Orbay yerine kendinizi koyun… Savaşı durduracak bir görüşmeye oturuyorsunuz, tüm şartlar aleyhinize… Ne yapacaksınız… Top yekûn yok olmak mı, yoksa ordunun dağıtılmasını ve Bugünkü İç Anadolu bölgesine tekabül eden vatan topraklarının dışındaki yerlerin işgalini onaylayıp, sonra da kurtuluş hareketleri için zaman kazanmayı mı düşünürsünüz?…

Peki Rauf Orbay Hain mi?… Neden ülkenin işgal edilmesine, orduların dağıtılmasına imza attı?…
Hayır, Rauf Orbay o günün şartlarında YAPILABİLECEĞİN EN İYİSİNİ YAPMIŞTIR.  Bu durumlarda kardan çok, zararlar, zayiatlar nasıl azaltılır diye düşünülür, kötüler arasında en iyi seçenek seçilmeye çalışılır…
Eğer biz Mondros’u imzalayan ekibi hainlikle suçlar isek yanlış yapmış oluruz… Mondros Zafer mi, hezimet mi diye bakarsak, yanlış olur…

——————–
Gelelim Lozan’a:

Topyekûn bir savaş yürütmüşünüz, Ülkenizin belirli bölümlerini kurtarabilmişsiniz. Yine de eskiye göre çok kaybınız var ama en azından Anadolu’yu kurtarmışsınız… Savaşı sürdürüp, eski yerleri de ele alabilirsiniz… Ama nasıl ve hangi imkanlar ile… Askerin yok, yıllarca savaşlardan, çete baskınlarından yorulmuş, bıkmış ve sinmiş halk toplulukları var. Teknik ve maddi imkanların ise sıfır konumunda. Karşında ise iş birliği etmiş, maddi yönden sizden kat kat üstün konumda devletler var…
İki seçeneğiniz var…
Bu doğrultuda Lozan’da görüşmeler başlıyor…. Görüşmelere gitmez isen savaşın devamını istiyorsun demektir… Savaşı devam ettirmen o zamanın şartlarında zor görülüyor…
Görüşmelere gidiyorsun: Görüşmeye giden heyet de o zamanın şartlarında mutlaka alınabileceğin en mükemmelini almaya çalışmıştır… Hataları da olabilir… Ama biz bu hataları ihanet olarak görürsek yanlış ederiz…

Mesela: Bu heyet çok küçük bir vatan toprağı ile yetinmiştir, daha fazlasını almalı idi…
Peki şöyle soralım? Nereyi alacak bu heyet?  Balkanları mı? Orada Bulgaristan, Yunanistan, Romanya, Arnavutluk vs. vs. devletler zaten çok önceleri kurulmuş ve tüm devletlerce tanınmışlar…
Suriye ve Irak’ı mı almayı ihmal ettiler… Suriye Fransızların, Irak İngilizlerin kontrolü altında. Savaş sürdürmemiz imkânsız. Oradaki Arap halk toplulukları da maalesef Fransızlardan ve İngilizlerden yana tercihte bulunmuşlar…

Kuzeydoğu sınırlarımızı da önceden Rusya ile kesinleştirmişiz. Razı olmamamız Sovyetler ile yeni bir savaşı başlatmamız demektir…
Lozan’da kurtarılabileceğin maksimumu, alınabilecek neticenin de en iyisi alınmıştır…

Kim hain olarak anılmak ister… İsmet Paşa veya Rıza Nur hain olarak anılmayı neden tercih etsinler de ülkeyi satsınlar… Ayrıca bu insanlar nereleri satmışlar diye bir soru sorulabilir…
TARTIŞACAKSAK, LOZAN’DAN SONRA ÜLKEDEKİ SİYASİ GELİŞMELERİ TARTIŞABİLİRİZ… Her kesimin de kendince söyleyebilecek ve haklı oldukları yüzlerce konu çıkar… Ama Lozan görüşmelerinden daha karlı dönme imkanı hemen hemen hiç yoktu…
Şöyle düşünelim: ACABA LOZAN GÖRÜŞMELERİNİ BEN YAPSA İDİM, NASIL BİR SONUÇLA DÖNERDİM?

Sonuç:
MONDROS: Sultan Vahdettin ve ekibinin yapabileceği en iyi anlaşma idi…
Eğer Mondros Anlaşması imzalanmasa idi Atatürk Suriye Cephesinde, Kazım Karabekir Doğuda ellerindeki imkansızlıklar ve az sayıdaki asker ile çaresizliğe mahkûm olacaklar idi… Ateşkes ile nefes alma, düşünme ve toparlanma ve milli mücadele ve kurtuluş adımları gelmiştir…
LOZAN: Atatürk’ün direktifleri ile İsmet İnönü, Rıza Nur başkanlığındaki heyetin alabileceği en iyi sonuç idi…
Eğer Lozan’a gidilmese idi, anlaşma imzalanmasa idi İngiliz ve Fransızlar ve İngilizler yine boş durmayacaklar idi. İç kargaşalar oluşturarak ve teşvik ederek ve bu iç kargaşaları körükleyerek kendilerine bağlı ve bağımlı pek çok Arap devleti gibi Anadolu devletleri oluşturmaya çalışacaklar idi…
Lozan ile ilgili özellikle Kürtleri ve Süryanileri ilgilendiren çok önemli bir konuya da ayrı bir paylaşımda değinmek isterim… Onu da yarına kadar hazırlamaya çalışıyorum.

(Visited 10 times, 1 visits today)