İstanbul, 14 Ekim 2014

Servetin yüzde 78’i nüfusun yüzde 10’unda!

Türkiye Cumhuriyeti devleti kuruldu kurulalı hep azınlık çoğunluğa hakim olmuştur… Bu servet ile de, bürokrasi ile de… yani her şey ile…
Necip Fazıl bunu çok güzel özetler Destan şiirinde.
“Allah’ın on pulunu bekleye dursun on kul;
Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul.
Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa;
Yaşasın, kefenimin kefili karaborsa!” 

Önerim: Yeme içme ve barınma ihtiyacını karşılamış olan herkes her yıl mal varlığının değerinin %2,5unu diğer insanlar ile paylaşmak için vermeli…
Her aile için bir ev, bir araba, ektiği tarla, iş yaptığı işyeri hesaplama dışı kalır… İslam’da buna zekat deniyor. Vergiye ölçü aile kavramı: Anne, Baba ve anne baba ile yaşayan evlenmemiş çocuklardan oluşur. Evlenen kişi yeni bir aile olmuştur. Halkın katılımı ile değişik toplum katmanlarından oluşacak bir komisyon tarafından bir yaşam standardı belirlenir. Bu standarda ulaşana kadar insanlar servet vergisi ödemezler. Bu standardı aşanlar her yıl servetlerinin çokluğuna göre %10-, 20, 30, 40, 50 gibi artan oranda servet vergisi öderler… Standart altı kalanlara da yine oluşturulacak bir sandık destek verir. Toplumdaki uçurumlar kısmen azaltılmış olur, bir geçim standardı sağlanmış olur. Gelir vergisi olmadığı için kimse kazanç saklayacağım diye uğraşmaz. Servet de zaten sahip olunan menkul ve gayrimenkul mallar ile belli olur. 
Muammer Çelik
İstanbul, 14 Eki 2014 23:22

(Visited 7 times, 1 visits today)