Antalya, 17 Kasım 2013

DERSHANELERİN KAPANMASI ÜZERİNE:

Saygıdeğer Dostlar, selamların en güzeli ile selamlarım sizleri…
Daha önce az sayıda var olan özel dershaneler 1990’lı yıllardan sonra hızla artarak Türkiye’nin her yanını sardı.
Çocukları okula giden tüm aileler hızlı bir şekilde dershanelere maddi kaynak aktarmak zorunda kaldılar… Eğitim sistemi de bunu hep körükledi.
Milli Eğitim Bakanlığı okulları ve daha sonra özel okullar da Sömürü düzenine çalışmaya başladılar.
Dershaneye gitmeyen çocuğun başarı şansı yok. O halde, çocuğu olan her aile dişinden tırnağından artıracak, çocuğuna veya çocuklarına dershane parası yetiştirecek….
Hiçbir hükumet de çocukları bu SÖMÜRÜ ÇARKLARININ ellerinden kurtaracak bir politika üretmedi… Hep sömürünün değirmenlerine su taşıdılar….
Sınavlarla uğraşmak zorunda kalan yarış atları, etraflarını göremezlerdi… İlkokulda başlayan dershane macerası ve zorunluluğu bir meslek sahibi olana kadar, hatta meslek sahibi olduktan sonra uzmanlaşma sınavlarına kadar devam ediyor….
Ve nihayet Erdoğan hükumeti Türkiye’deki dershane sektörünün büyük bir kısmını elinde tutan bir grupla ters düşmesi ile birlikte dershane zulmünü görebildi. Dershane zulmünü mü gördü, yoksa kendisini hizaya sokmak isteyen cemaati dershane silahı ile hizaya sokmak için mi bu kararı aldı bilmiyorum.
Her ne sebeple karar alınmış olursa olsun, mutlaka iyi bir karar… Ben bu kararı destekliyorum…
Hükumetin ve dershane sahiplerinin ne düşündükleri beni ilgilendirmiyor… Beni sonuç ilgilendiriyor…
Neden mi iyi oldu?
1. Çocuklarımız, okul, dershane, ev arasında sıkıştılar kaldılar. Yarış atları gibi. Kendilerine ayıracakları, kitap okuyacakları, özgürce düşünce üretecekleri bir zamanları yok artık….
Varsa, yoksa sınavlardan oldukça yüksek puan alabilmek… Onun için de çok çok dört şıklı sorular çözmek… Daha hızlı çözebilmek için de dershaneye koşmak…
Eğitimde bilgi beceriden ziyade, verilecek şıklar arasında hızlı tercihte bulunabilmek önem arz ediyor…
Bu sistemde siz ancak, kendisi bir şeyler yapmaya çalışan değil, önüne sunulacak şıklar arasında tercih yapmak isteyecek gençler yetiştirirsiniz… Kendileri bir şeyler üretme yetenekleri köreltilmiş gençler de mecburen daha itaatkar olurlar….
2. Nüfusun çoğunluğu dershane paralarını rahat ödeyebilecek ekonomik yapıya sahip değiller… Bu yüzden tüm ailenin zaten iyi olmayan ekonomik şartları daha da zorlaşıyor, bu da evde sıkıntı ve strese neden oluyor… Hatta gönül kırmalara, aile içi kavgalara kadar uzanıyor…
3. Okul, dershane, ev arasında sıkışıp kalmamış çocuklarımız daha çok oynayacaklar, daha çok sohbet edecekler, daha çok gezecekler… Böylece daha zinde zihinleri olacak, daha üretken olacaklar… Daha çok kendilerini bilecekler ve kendilerine güvenecekler… Belki yanlışlar da yapacaklar, ama yanlışları ile doğruları öğrenecekler…
4. Pek çok aile dershaneye çocuklarını bilgi için göndermek yerine, aman hafta sonlarında zararlı yerlere gitmesin diye düşünüyor…
HALBUKİ: GENÇLİK BAKANLIĞI DİYE BİR BAKANLIĞIMIZ VAR: BU BAKANLIK ÇOCUKLARIMIZ İÇİN PROGRAMLAR ÜRETMİŞ OLSA…. MESELA ÇOK AMAÇLI SALONLAR…. Müzikten tiyatroya, spordan el becerilerine…. Pek çok konuda uzmanlar gençler için oluşturulması gereken kurumları daha iyi bilirler…. Çocuklarımız istekleri, eğilimleri doğrultusunda hem eğlenecekler, hem de öğrenecekler…
Dershanelerin varlığını savunmak yerine, okul sistemindeki rezaleti, eksiklikleri konuşsak daha iyi olmaz mı?….
Nasıl olur da eğitim sistemimizi düzenli bir hale getiririz diye…. Aslında merkezi eğitim sisteminden vazgeçilse hızlı bir kurtuluş olur…
Okulların yapımı, kontrolü ve müfredatın yürütülmesi yerel yönetimlere bırakılır… Aileler de okulların işleyişinde söz sahibi olurlar…
Her okulda yılda 4 kez sınav yapılır. Bu sınavlar okul öğretmeni olmayan başka bir sınav komisyonu tarafından yapılır…
Sınavlarda aynı zamanda ders öğretmenleri de not alırlar… Eğer başarı düşükse, öğretmenin başarısı düşüktür, dolayısı ile öğretmenler kendileri olanca güçleri ile öğrencilerini daha iyi yetiştirmek için çaba göstereceklerdir, ya da öğretmenliği bırakacaklardır.
ŞÖYLE KASITLI VE YANLIŞ BİR AÇIKLAMA VAR: Efendim dershaneler çocuklara fırsat eşitliği sunuyormuş. YALAN… Nasıl fırsat eşitliği sunuyor… İstanbul’un her semtinden aynı kalitede bir eğitim mi var… Bir de Erzurum’un bir kazası, köyü, nahiyesi ile İzmir’in bir kazası, köyü, nahiyesinde okula giden çocukları aynı sorularla aynı zaman içerisindeki sınava almak BAŞTA HAKSIZLIKTIR VE ADALETSİZLİKTİR, FIRSAT EŞİTSİZLİĞİDİR, KATLİAMDIR….
Efendim bazı okullarda yeterli öğretmen bile yokmuş, dershane olmasa, çocuk nereden öğrenecekmiş: Okuluna dersi koyup da öğretmen gönderemeyen devlete hesap sormalı o zaman…..
Ayrıca çocukları dershaneye gönderdik ve ZALİMCE PLANLANMIŞ ADALETSİZ SINAV SİSTEMİNDE ÇOCUK SINAVA GİTTİĞİ GÜN YOLDA PSİKOLOJİSİNİ ETKİLEYECEK BÜYÜK BİR OLUMSUZLUK YAŞADI… KONSANTRESİ BOZULDU.. SORULARI İSTENEN ZAMANDA CEVAPLAYAMADI… MUTLAKA BÖYLE YÜZLERCE ÇOCUK VARDIR… PEKİ, BU ÇOCUKLARIN DURUMU NE OLACAK…
Örnekler çoğaltılabilir…. 
Mevcut eğitim sistemi değiştirilmez ise dershanelere hep ihtiyaç duyulur. Sistem mutlaka değiştirilmeli.. Bu değişikliğin kuralları ve ilkeleri de Pedagoglar, Psikologlar, Sosyologlar ve mesleğinde başarılı öğretmenlerin katılacağı bir komisyon tarafından belirlenmeli…

Saygılar, Selamlar
Muammer Çelik
Antalya, 17 Kasım 2013 

Not: Yazım siyasi amaçla yazılmamıştır, tamamen arzularım ve gözlemlerimdir…

(Visited 6 times, 1 visits today)